9/15/2011
9/13/2011
eylül13
şimdi sen gidiyorsun ya. oysa kal diyorum ben. gitmesen istiyorum.. sonra perdenin aralığından güneş süzülüyor içeri. karşı balkondaki geniş omuzlu kadının sesi.. sokaktaki gürültü salonda sanki..
uzun zamandır dokunmadığım makina masanın köşesinde. bir türlü sokağın başına kurulmayan çiçekçiden alamadığım çiçekler.. vazom boş. acaba perde mi alsam(?) diyorum. odadaki renkleri mi değiştirsem?.. değiştirmek istesem de hep o tonlara kaymıyor muyum?
kahverengi sosyal dengeyi ve toplum içinde rahatlığı sağlar. zihin üzerinde etkilidir.
o yüzden mi zihnim çok(!) berrak? ay az daha inanıcam. berraklık iyidir. açık olmak. net olmak. hani o benim olamadığımdan (hep saklandığımdan)...
dönüp bakınca görüyorum, ayak izlerimizi bırakmışız!
9/12/2011
birinci baskı.
allahım beni evlenmeyi çok mattah bişi sayan biri olmaktan korusun.
yaş olmuş 31 az kaldı 32 dicem :s şimdiye kadar öle biri hiç olmadım umarım kafama saksı falan düşüp o hale gelmem! yani öyle değişik örnekler var ki! ofiste burası bir plaza ne kadar dramatik olduğunun altını çizmek için belirtiim evlenmeyi çok isteyen bir kız bundan 6-7 yıl önce herkesten 1TL toplamış.. bir hikayesi varmış o tarihte rivayetlere göre.. ama canım yaa ne hikayesi olabilir bunun! bence olsa olsa işte böyle arkasından gelecek, kulaklarını hep çınlatacak bir hikayesi olur :)
yok valla bok atmıyorum, insanın güzel bir aile kurması hoş bişi, huzur bulması, aşk/sevgi yaşaması.. tabi ki ben de isterim herkes kadar, ama bu uygulamalarla diil..
yada bugün ofise haftasonu nikah sonrası gelen x kişisi gibi; bugün üstünde "bilmem ne gelin vs. vs.", yarın "bilmembilmem ne gelin vs." sonraki gün "uuu gelin vs. vs." yazan t-shirtlerle gelmeyi planlayacağımı hiiiç sanmıyorum! allah eksik etsin bu planları!
amin.
9/11/2011
sarma.
ya keşke şu saçlarımı kestirmese miydim acaba? hala o kadar kısa diil ama ne biliim ööööle belime kadar indiğinde salındığında sanki daha bi güzeldi :s
(nispeten) sakin bi haftasonu.. duygusal karmaşadan uzak kalmaca..
iyi. güzel. pek güzel.
aman canım boşverin siz onu bunu da şu sarmalara bi baksanıza hmmmm hımm misss!
buyrun, beklerim!

(nispeten) sakin bi haftasonu.. duygusal karmaşadan uzak kalmaca..
iyi. güzel. pek güzel.
aman canım boşverin siz onu bunu da şu sarmalara bi baksanıza hmmmm hımm misss!
buyrun, beklerim!
sonra size herşeyi anlatıcam. simdi sadece sessiz kalma ve unutma hakkımı kullanıyorum...
9/07/2011
yedi eylül.
günler yoğun.. koşturmaca bol.. en çok ta içimdeki koşturmaca.. bugün bi atak geldi geçti.. daha kontrollu olmaya çalıştım.. ama siz beni üzerseniz atak gelir gitmez bile.. birkaç gün önce de başka sıkıntılar.. vs..vs..
öyle hasta hasta geçti ki 2011!çok şükür, şükrediyorum bu haline de sıkıntıların ya, demeyin hep yakınıyor diye, utanıyorum artık hastalık sıkıntı, huzursuzluk demeye! tanıyamıyorum ben kendimi.. bir de yaşım ilerlediçe bana yansıması da garipleşiyor hayatın.. mesela adam oldu artık bi yeğenim var.. öyle duygular içindeyim ki hep koruyup kollama çabasında oluyorum özellikle yakınlarındayken;
-dolmuştan inerken dikkatli ol /bu nasıl bir tembihtir yaa!
-banyoda kayma dikkat et
-tekne yanaşmadan atlama!!!
...insanı çok yoruyor.. anne baba olmak bence en çok bu açıdan zor olmalı.. 8 sene önce kötü bi haberle dengeler sarsılmıştı bende, korkmalar, kötü haber alma tedirginliği, koruyup kollama çabası elden gelmeyince/gelemeyeceğini bilince hep bir pır pır hali kalpte?
çok konuşmak istiyorum sizle..
cümle kuruyorum hep, anlatıyorum ama siz duymuyorsunuz belli! yanıt vermemenizden anlıyorum.
eskiden duyardınız sanki.. ben mi duyuramıyorum yoksa sesimi?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
